Bir çiçek, iki böcek ve Reiki...

2004-04-21 19:47:00

        Onu bulduğumda otların arasına atılmış bir vaziyette çürüyüp, doğduğu toprakta yok olmayı bekliyordu... Kaderine boyun eğmiş, rengi solmuş, yapraklarının bir bölümü ise çürümüştü... Onu elime aldığımda bütün bir yaz, yaz güneşini tüm bedeninde hissettiği ve hiç su verilmediği için kavrulduğunu anlamıştım...   Verilseydi ve bakılsaydı buralarda ne işi vardı... Sonbaharı betimliyordu hava... Artık ağaçlardaki yeşiller sarıya boyanmış, yavaş yavaş esen rüzgar dallardan yaprakları düşürüp, sonbaharıngüzelliğini insanlara hissettirmeye de başlamıştı...Evim diyebileceği, sığınacağı bir saksısı bile yoktu bu Yuka'nın...Köklerinde kalan birkaç toprak parçasıyla ölümünü bekliyordu bedeni, sabırla... Ölümüne terkedilen yerden yanıma katarak onu, yeni bir eve, evimize doğru yola çıktım...Nedenini pek bilmiyorum ancak Yuka'ları çok severim... Onların büyüyüp coşmasını çok severim... Değişik bir anlam verir yaşantıma...Eve vardığımda eşimin "Ay, yine mi çiçek... Artık yeter, her taraf saksı doldu, koyacak yer bulamıyoruz" serzenişiyle yüzümdeki tebessüm birbirine karıştı... "Onu ölüme mi terk etmeliydim... Onun da bizim gibi yaşamaya hakkı var... Merak etme, ben onu yüzüne bakılacak halekoyarım" dedim...Aynı serzenişe, evin dört ayaklı kuyruklu oğlu da eşlik etti... "Maouww, maw maau??" diye... Yani "Yeni bir mama mı bu? Yoksa sevgimi paylaşacağın ortak mı? Hani bilelim... Yenecekse yiyelim...Ama sevgimi onunla paylaşamam bak ona göre babacım" anlamındaydı bu serzeniş..."Yok oğlum Şanslı... Bu kardeşi yaşatacağız, yaşatabilirsek... Hayata yeniden döndüreceğiz..." diyerek başını okşadım... O da suratıma ters ters bakarak, balkona çıktı, aşağıdaki sevgilisinin serenadlarını duyarak...Bir akşamüstünün geceye çalan kızıllığında onu yaşamının geri kalan kısmını huzurla yaşayacak evine ulaştırıp, hayatı boyunca yaşayacağı "evim" diyebileceği saksısının içine dikivermiştim... Veilk can suyunu da verirken.. "Sevgili Yuka&#... Devamı